Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimin geniş kitlelere aktarılması amacıyla bilimsel bulguların/araştırmaların popüler bir dille aktarılması olarak tanımlanabilecek "popüler bilim" anlayışına NTV'nin çalışmalarıyla yepyeni bir soluk geldi. Öncelikle NTV Yayınları adı altında yayınladıkları birbirinden değerli kitaplar ve referans kaynakların yanında uzun süredir fısıltısı dolaşan yeni bilim dergisi NTV Bilim karşımızda.

Dergi raflarında karşılaşmak için sabırsızlandığım bu dergiyi en sonunda Mart ayında yayına girdiğinde düşünmeden sepete attım. Uzun süredir alıştığımız Bilim ve Teknik dergisinden biraz farklı ve boyut olarak daha küçük görünüyordu, peki içerik olarak nasıldı?

Geçtiğimiz ay Tübitak Bilim ve Teknik dergisinin evrim kapağının sansürlenmesinin ardından konu bir çok çevrede tartışıldı. Merak ettiğim şey bilim dergilerinin bu yükselen kamuoyu tepkisine nasıl karışılık vereceği ve Nisan sayılarında konuya nasıl yer verecekleriydi. Bilim ve Teknik'ten hala bir haber yok. Yılın başından beri uyguladıkları "ayın ilk haftasında olabildiğince geç dağıtım" politikası hala uygulanıyor sanırım. Fakat dün elime geçen NTV Bilim harika bir iş çıkarmışa benziyor. Kapak konusu olmasa da dosya konusu olarak ele alınan Darwin Yılı ve Evrim konusunda dergide 10'a yakın harika yazı bulunuyor. Konusunda uzman Türk bilim adamlarınca kaleme alınmış bu özgün yazılarda evrim teorisinin tarihsel gelişim sürecinden, insan, hayvan ve bitkilerin evrim basamağındaki ilerleyişine kadar zengin bir içerik bulunuyor.

Dosya konusunun aralarına sıkıştırılmış "Evrim Hakkındaki Mitler" ve "Yaratılışçıların İddilarına Cevaplar" şeklindeki soru-cevap bölümleri ise evrim-karşıtlarının dillerinden düşmeyen saldırılarına harika bilimsel cevaplar veriyor. Konuya dergide bu derece profesyonel bir şekilde yer verilmesi NTV Bilim'in değerini gözümde her geçen gün daha da arttırıyor. Bilim yayıncılığında gözle görünür değişiklikler yaşamaya hazır olalım derim ben...

NTV Nisan sayısını incelemeden geçmeyin...
GönderenArif1 Nisan 2009 Çarşamba
Bilimin ilerleyişinde en çok göze çarpan özelliklerden biri yanlışlanabilir teorilerin süreç içerisinde daha iyi ve gözlem/deneylerle uyuşan yenileriyle değiştirilebiliyor olmasıdır. Doğayı ve evreni kavrayışımızda insanlık tarihinde en tutarlı cevapları verebilen yöntem olarak bilim, içerisinde ne kadar kesinlik barındırıyor? Bilim adamlarının savundukları görüşlerin evrenin değişmez gerçekliğini tam anlamıyla betimliyor olduğunu savunabilir miyiz? Bu, bilim ilerleyen bir süreç olmasıyla ne kadar tutarlı olur?

Yakın zamandan beri takip ettiğim In the Dark blogunda kozmoloji uzmanı Peter Coles yayınladğı yazısında yukarıda belirttiğim soruları cevaplamaya çalışıyor. Bilimin gerçekliği kavrama arayışında kullandığı verilerin ve üzerine kurduğu teorilerin sadece günümüzde bildiklerimiz (ve belkide bilebileceklerimiz) ile açıklanabildiği; mutlak doğruyu bulduğunu iddia eden bilimin aslında bilimin temelinde yatan "süreç" özelliğiyle ters düştüğünü savunuyor. Bilimadamlarının bu tarz "mutlak doğru" yaklaşımlarının sadece bilimin içinde değil bilimin toplum tarafından anlaşılması ve bilime değer verilmesi konusunda da sıkıntılar yarattığının altını çiziyor. Bilimin ele alanışını çok güzel bir şekilde irdeleyen yazıya aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz :

Statistic Matters, Science Matters - In the Dark
GönderenArif13 Nisan 2009 Pazartesi

20-22 Eylül 2013 tarihleri arasında İTÜ Bilim Merkezi ve Gökyüzü Gönüllüleri olrak ortak planladığımız Galileo Öğretmen Eğitimi Programının(GÖEP) başvuruları dün itibariyle başladı.. Etkinliğin ayrıntılı programı için tıklayınız.

İlgilenenler için tam duyuru metni:

İTÜ Bilim Merkezi ve Gökyüzü Gönüllüleri işbirliği ile Galileo Öğretmen Eğitim Programı 20-22 Eylül 2013 tarihleri arasında İTÜ Bilim Merkezi'nde (Taşkışla Kampüsü) gerçekleştirilecektir. Galileo Öğretmenleri ve konunun uzmanları tarafından verilecek temel astronomi, gökyüzü  ve gökyüzünde hareket, gözlem aletleri eğitimlerinin yanında uygulamalı olarak 'Bilim Eğitiminde Astronomi Uygulamaları', 'Stellarium ile Gökyüzü','Müfredatta Astronomi' oturumları gerçekleştirilecektir. Etkinlik boyunca planlanan iki gece, çıplak gözle, dürbün ve teleskopla gözlemler, yıldız atlası kullanımı uygulamaları yapılacaktır. Etkinliğin kapanış günü katılımcıların da aktif katılımıyla Bilim Merkezi'nde herkese açık bir 'Halk Gözlemi' gerçekleştirilecek; katılımcıların gözlem konusunda öğrendiklerini uygulamaları beklenecektir.

Katılımcı adaylarının www.bilimmerkezi.itu.edu.tr'deki başvuru formunu indirerek eksiksiz doldurup 6 Eylül 2013 tarihine kadar bilimmerkezi
Bilim Günce: Uzun Mesafede Kuantum Işınlama*/#outer-wrapper {}#navbar-iframe {height:0px;visibility:hidden;display:none}/*-- (Generales) --*/* {margin: 0;padding: 0;}body {margin: 0px;background: #002F43 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjOlxvHJJWzvPVIqtOwv8gW-WHnv5OuqnJcwdlYlF8vZ_mDKj0uv4DWZTiY0RGubaQnrWvt80Ov7fSbql5FCz6KUXNi1Ih2DgP29u_MSr3G52JJ7dTWOzma_BAekVrGrho2-bYTpRAwZ3AF/s1600/bg01.jpg) repeat-x;font-family: "Trebuchet MS", Arial, Helvetica, sans-serif;font-size: 11px;color: #B9B9B9;}h1, h2, h3 {margin-bottom: 1.5em;}h1 {font-size: 2em;}h2 {font-size: 1.4em;}h3 {font-size: 1em;}p, ul, ol {margin-bottom: 1.5em;line-height: 180%;}ul, ol {margin-left: 3em;}blockquote {margin-left: 3em;margin-right: 3em;}a {color: #8AC800;}a:hover {text-decoration: none;}strong {color: #D7D7D7;}img.left {float: left;margin: 5px 25px 0px 0px;}img.right {float: right;margin: 5px 0px 0px 25px;}#main-wrapper {overflow:hidden;}.clear {clear:both;}#blog-pager-newer-link {float: left;}#blog-pager-older-link {float: right;}#blog-pager {text-align: center; }/*-- (Cabecera) --*/#header-wrapper {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj51ubrwnPCiuuKAXJFcMiUXFZORCNTHJzGrYwOJyWPtftrm3pfjB9av1is7Gpm8J9mzC5peAxcIb0fsDKis244Pz7QOhJNMMPwKHBJDBPV39YbrFki3H703imRMOVzUq9gs8JwcsffqtJe/s1600/bg02.jpg) no-repeat center top;}#header-inner {width: 900px;height: 145px;margin: 0px auto;color: #FFFFFF;}#header-wrapper h1 {float: left;margin: 0px;padding: 70px 0px 0px 25px;font-size: 40px;}#header-wrapper p {float: right;margin: 0px;padding: 95px 25px 0px 0px;font-size: 14px;}#header-wrapper a {text-decoration: none;color: #FFFFFF;}/*-- (Menu) --*/#bg2 {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSrSo0wVZNr3P3AOFfe3wKd8r9KybVHkYwurpjAMxMo0WEN5XG_Xsedv449JHnXfoXAtHbq4IkRVZrjC35hCf5eSFGHyHistOvWlh1-fizUOFMCNmSRWgy9Elkw1LBlk9lVihgTNFZEHHc/s1600/bg03.jpg) no-repeat center top;}#header2 {width: 900px;height: 88px;margin: 0px auto;}#menu {float: left;}#menu ul {margin: 0px;padding: 34px 0px 0px 0px;list-style: none;}#menu li {float: left;}#menu a {padding-left: 50px;text-decoration: none;font-size: 16px;font-weight: bold;color: #FFFFFF;}#search {float: right;}#search form {margin: 0px;padding: 35px 80px 0px 0px;}#search fieldset {margin: 0px;padding: 0px;border: none;}#search input.text {width: 160px;background: none;border: none;font-family: "Trebuchet MS", Arial, Helvetica, sans-serif;color: #AEC38B;}#search input.button {display: none;}/*-- (Contenedor) --*/#content-wrapper {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg6dmyj_RqQOjF78gQjTUIlQBvp8aGlBIwCkideLyeGjzLDBd0tr2LE54ckkcvfbiLaVDjBq7DKrk0ql9wJIRPCTBvSNQ6O4CQ4ERT56bS347qOD3NSfXlcfU5Vhf-M66_4oS7iZfFyZbAd/s1600/bg04.jpg) repeat-y center top;}#bg4 {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYzhC3fXR8DqS6IrEYX6JUo_n43ZYgeXYHd1eUe1dQz78ttFqmxCm6U_nG8W20AzYDEHGG-vVRDeg36vrqvlCb6dBWDa2PZyd_RxCZbvAei-FH-2h3hTdrmkE_Y9enVx7nRy8nnCkp1BM5/s1600/bg05.jpg) no-repeat center top;}#bg5 {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXz6uR20pikQ5pI1AqiEJAPoSEQq9t2NE8zzwkqf14zdUhdGVb_-lrAoCeYfhmXUfHleldiAX_LCTLLctRqBoAOdSrqW0A8ScNRZRwf9znHVmZDoubi1azi9yKKHKjXNcnwsXDQzn1WIgi/s1600/bg06.jpg) no-repeat center bottom;}#page {width: 846px;margin: 0px auto;padding: 40px 0px 0px 0px;}/*-- (Principal) --*/#main-wrapper {float: left;width: 583px;}.post-title {height: 49px;background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmPVQkSIFJp3x15h7lnFJf4M44C-kqZ9vIgTzu3hKYllq1bjyu4uC209lwJ5tcAtV7ZHrH8hryEwjb5CeCweD7QDnZrt83Eje6RBaTX72YuGgDo9mXS2AWhojm1ayRYbZAnrk0C6XMoxsU/s1600/img02.gif) no-repeat;}.post-title h3 {float: left;padding: 12px 0px 0px 24px;font-size: 24px;}.post-title h3 a {text-decoration: none;color: #FFFFFF;}.post-title h3 a:hover {color: #8AC800;}.post-title .post-timestamp {float: right;padding: 12px 24px 0px 0px;font-size: 15px;font-weight: bold;color: #343434;}.post-body {padding: 30px 23px 0px 23px;}.date-header {}.post-footer {height: 70px;clear: left;margin: 0px 23px;padding: 15px 0px 0px 0px;border-top: 1px solid #262626;}.post-footer-line-1 {float: left;}.post-footer-line-3 {float: right;}.post-footer-line-3 a.comment-link {padding-left: 19px;background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHzXVsVx67-TOEXCiTpKOAke322k03C1PGfUqApcOrKwg2LI-iCwKV3xYSH3sE5-zvNg7wkciXopzsb-Jj6kcKH7eNB9cTX97tFfQIff03I0mElv-0mZX0pqNZy4vj1ByCy-imKQBdO1qC/s1600/img04.gif) no-repeat left center;}/*-- (Lateral) --*/#sidebar-wrapper {float: right;width: 236px;}#sidebar-wrapper ul{margin: 0px;padding: 0px;list-style: none;}#sidebar-wrapper li{padding: 8px 0px;background: none;border-bottom: 1px solid #262626;}#sidebar-wrapper h2 {margin: 0px;padding: 16px 0px 30px 0px;font-size: 14px;color: #FFFFFF;}.sidebar .widget {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjahK5FFCkuRQ_nir0RX2HBjG81LU9JduGtIDQahiWEtLezLVg5KrP6POiyXedWW3_SY1zKSz5b1GiYpUaakSyz_tVdo105r6XblyPBe-wtJi0rtK9sH_N2PCCfSA8XzU5Pp_UxPLK-mYUE/s1600/img03.gif) no-repeat;padding: 0px 23px 20px 23px;}/*-- (Pie de pagina) --*/#footer-wrapper {}#footer-wrapper .links {margin: 0px;padding: 20px 0px;text-align: center;color: #566D77;}#footer-wrapper a {color: #8097A1;}/*-- (Comentarios) --*/#comments h4 {background:transparent url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmPVQkSIFJp3x15h7lnFJf4M44C-kqZ9vIgTzu3hKYllq1bjyu4uC209lwJ5tcAtV7ZHrH8hryEwjb5CeCweD7QDnZrt83Eje6RBaTX72YuGgDo9mXS2AWhojm1ayRYbZAnrk0C6XMoxsU/s1600/img02.gif) no-repeat scroll 0 0;height:49px;font-size:22px;padding:12px 0 0 24px;}#comments dl {padding:30px 23px 0;}.comment-author {font-size:12px;}.comment-body {padding:5px 0;}p.comment-footer {text-align:center;font-size:13;}dd.comment-footer, dd.comment-body {margin:0;}dd.comment-footer {margin-bottom:15px;}body#layout #content-wrapper {margin: 0px;}body#layout #footer-wrapper p.links, body#layout #menu, body#layout #search {display:none;}-->ir a principal | Ir a lateralBilim GünceHayret etme yeteneğini kaybetmeyenlere...

Ana SayfaRSSUzun Mesafede Kuantum Işınlamazaman:15:03 Kuantum bilgisayar dönemine gittikçe yaklaşıyoruz. Araştırmacılar bunun öncesinde fotonlar arasında kısa mesafede bilginin ışınlanmasını(quantum teleportation) başarmışlardı, yeni yayınlanan sonuçlara göre artık atomlar arasında uzun mesafelerde bilgi ışınlamasının gerçekleştirildiği belirtiliyor. Kuantum dolaşıklık (entanglement) olarak bilinen özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen bu ışınlama tekniğinde %90 başarı elde edildi.

Kuantum ışınlama şu anda sadece atom ve atom altı parçacıklar arasında spin ve foton polarizasyonu(kutuplanması) gibi bilgilerin fiziksel bir ortam kullanılmadan gönderilmesini ifade ediyor. Sistemin altında yatan prensibi anlamak için öncelikle kuantum dolaşıklığına bir göz atmak için GökGünce'de yayınlanan "ISS'de Kuantum Deneyi" yazısının ilk bölümünü okumanızı tavsiye ederim.

Maryland ve Michigan Üniversitesi'nden araştırmacılar ışınlama için aralarında 100 metre mesafe bulunan temel enerji düzeyindeki iterbiyum atomlarını kullandılar ve lazerle ışıma yapmasını sağlayarak ışımanın renklerinden yola çıkarak atomun kuantum durumları(quantum states) elde edildi.

Araştırmanın detayları için PhysicsWorld'deki makaleyi okuyabilirsiniz :

Atoms teleport information over long distances - PhysicsWorld

Bu araştırmalar kuantum bilgisayarların geliştirilmesi için büyük önem taşıyor. Kuantum bilgisyarlar hakkında temel bilgilerin olduğu yazıya Physics Buzz'dan erişebilirsiniz :

What in the heck is "Quantum Computing" - Physics BuzzGönderenArif27 Ocak 2009 Salı
zaman:14:34 Geçtiğimiz hafta televizyonlarda sabahtan akşama kadar Obama'yı ve başkanlık yemin törenini izledik. Obama'nın başkanlığının tüm dünya için büyük umutlar taşıdığını iddia edenler var, umarız ki öyle olur. Bizim konumuzla ilgili olarak Obama başkanlık yemini sırasında beklenmedik ve gerçekten umut verici şeyler de söyledi. Bunlardan biri : " Bilimi hak ettiği yere tekrar getireceğiz..." Bu deyişi çeşitli kesimlerde büyük yankılar buldu; uzun süredir bütçe kesintisi yaşayan bilim yatırımlarından, çevreci oluşumlara kadar bu çıkışın ne anlama geldiği ve gerçekçi olup olmadığını konuşuluyor.

Konuyla ilgili Scienceblogs.com ve SEED dergisi bir kamuoyu yoklaması başlattı ve ""i sorgulamaya açtı. Scienceblogs yazarlarının yanında diğer bilimadamlarının da görüşlerini belirttiği projede birçok ilgi çekici fikir bulunuyor. İncelemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz :

The Rightful Place Project - ScienceBlogs

Bunun yanında NewYork Times'da Pazartesi günü yayınlanan "Elevating Science, Elevating Democracy" yazısı ile Dennis Overbye bilimin anlamını ve modern toplumumuzdaki işlevlerine değiniyor. Bilimin paylaşımcı ve yeniliklere açık olmasının demokrasi süreçlerine katkı sağladığını savunuyor. Makaleyi okumak için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz

Elevating Science, Elevating Democracy (NewYork Times)GönderenArif28 Ocak 2009 Çarşamba
zaman:23:28Bilimin geniş kitlelere aktarılması amacıyla bilimsel bulguların/araştırmaların popüler bir dille aktarılması olarak tanımlanabilecek "popüler bilim" anlayışına NTV'nin çalışmalarıyla yepyeni bir soluk geldi. Öncelikle NTV Yayınları adı altında yayınladıkları birbirinden değerli kitaplar ve referans kaynakların yanında uzun süredir fısıltısı dolaşan yeni bilim dergisi NTV Bilim karşımızda.

Dergi raflarında karşılaşmak için sabırsızlandığım bu dergiyi en sonunda Mart ayında yayına girdiğinde düşünmeden sepete attım. Uzun süredir alıştığımız Bilim ve Teknik dergisinden biraz farklı ve boyut olarak daha küçük görünüyordu, peki içerik olarak nasıldı?


Derginin şu anda yarısına geldiğimi belirtip, yorumlarımı ona göre yapacağım. Tasarım ve dizgi olarak oldukça hoş bir dergi olmuş. İçerik olarak da oldukça popüler, teknik jargondan uzak bir dergi olmuş. NTV'nin amaçladığı da tam olarak bu sanırım. Giriş yazısını okuduğumuzda bu amaç açık bir şekilde belirtilmiş zaten. İmza ise tanıdık, eski Bilim ve Teknik Editoru Raşit Gürdilek. Bilim haberlerinin yanında özel makalelerin özgün bir şekilde yazarların kaleminden çıkması dergiyi daha da değerli kılıyor. Yabancı dergilerdaki yazıların birebir çevirisinden artık vaz geçilmiş olması bilim yazarlığı konusunda gelecek için ümit veriyor. İlk sayıda hayli spekulatif bir konu kapak konusu olarak seçilmiş : Sibernetik. Gelecekte gerçekleşmesi düşünülen (aslında ilk etabının bizzat içinde yaşadığımız) makina-insan entegrasyonu ve Ray Kurzweil gibi ünlü fütüristlerin gelecek kurgusu olan Tekillik(Singularity) üzerinde durulmuş. Bu konunun yanında oldukça güzel astronomi ve evrim makaleleri de var. Tam tadında bir dergi olmuş. Her geçen sayıda çok daha iyi bir yere geleceğine inanıyorum. Bilim dergileri sektöründe böyle dinamik ve yeni bir ses ortamı çok daha canlandıracak ve bir çok yeniliği doğuracaktır.

sadece dergi ile sınırlı değil demiştim. Geçen ay tanışma fırsatı bulduğum ve geç keşfettiğim için hala söylendiğim 3 kitap, bence güncel bilim konusunda Türkçe'ye kazandırılmış en kaliteli kitaplar olmaya adaylar:
Gelecek 50 YılKanıtı Olmayan Gerçeklerİyimser GelecekÜç kitap da yakından takip ettiğim Edge platformunun bir ürünü olan ve günümüzün önde gelen bilim adamlarının düşüncelerinin olduğu birbirinden değerli makaleler derlemesi. "Gelecek 50 Yıl"da öncü bilim adamlarının kendi alanlarında ve bilimin kendisi hakkında önümüzdeki 50 yıla yönelik detaylı ve ufuk açıcı değerlendirmeleri bulunuyor. Fizikten astronomiye, piskolojiden evrimsel biyolojiye, nörolojiden bilişsel bilimlere geniş bir dağılımla bir çok konuya değiniliyor. Günümüzün "hardcore" biliminin gelişmelerinden haberdar olmak ve geleceği biraz olsun kestirebilmek için mutlaka okumanız gereken bir kitap.

Diğer iki kitap ise Edge'de her yıl bilim adamlarına sorulan soruların ikisine verilen cevapların toplandığı bir derleme. Bu terletici sorulara bilim adamlarının verdiği cevaplar gerçekten okunmaya değer.

NTV'nin bilimin popülerleştirilmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettiği gözler önünde. Umarım bu çalışmalar devamlı olur. Bu gibi adımların bilimin herkes tarafından kavranması adına atılan çok önemli adımlar olduğunu söylemeye bile gerek yok...GönderenArif4 Mart 2009 Çarşamba
zaman:11:47Geçtiğimiz ay Tübitak Bilim ve Teknik dergisinin evrim kapağının sansürlenmesinin ardından konu bir çok çevrede tartışıldı. Merak ettiğim şey bilim dergilerinin bu yükselen kamuoyu tepkisine nasıl karışılık vereceği ve Nisan sayılarında konuya nasıl yer verecekleriydi. Bilim ve Teknik'ten hala bir haber yok. Yılın başından beri uyguladıkları "ayın ilk haftasında olabildiğince geç dağıtım" politikası hala uygulanıyor sanırım. Fakat dün elime geçen NTV Bilim harika bir iş çıkarmışa benziyor. Kapak konusu olmasa da dosya konusu olarak ele alınan Darwin Yılı ve Evrim konusunda dergide 10'a yakın harika yazı bulunuyor. Konusunda uzman Türk bilim adamlarınca kaleme alınmış bu özgün yazılarda evrim teorisinin tarihsel gelişim sürecinden, insan, hayvan ve bitkilerin evrim basamağındaki ilerleyişine kadar zengin bir içerik bulunuyor.

Dosya konusunun aralarına sıkıştırılmış "Evrim Hakkındaki Mitler" ve "Yaratılışçıların İddilarına Cevaplar" şeklindeki soru-cevap bölümleri ise evrim-karşıtlarının dillerinden düşmeyen saldırılarına harika bilimsel cevaplar veriyor. Konuya dergide bu derece profesyonel bir şekilde yer verilmesi NTV Bilim'in değerini gözümde her geçen gün daha da arttırıyor. Bilim yayıncılığında gözle görünür değişiklikler yaşamaya hazır olalım derim ben...

NTV Nisan sayısını incelemeden geçmeyin...
GönderenArif1 Nisan 2009 Çarşamba
Bilim Günce: Türkiye'nin Bilim Ruhu İçin Verilen Savaş*/#outer-wrapper {}#navbar-iframe {height:0px;visibility:hidden;display:none}/*-- (Generales) --*/* {margin: 0;padding: 0;}body {margin: 0px;background: #002F43 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjOlxvHJJWzvPVIqtOwv8gW-WHnv5OuqnJcwdlYlF8vZ_mDKj0uv4DWZTiY0RGubaQnrWvt80Ov7fSbql5FCz6KUXNi1Ih2DgP29u_MSr3G52JJ7dTWOzma_BAekVrGrho2-bYTpRAwZ3AF/s1600/bg01.jpg) repeat-x;font-family: "Trebuchet MS", Arial, Helvetica, sans-serif;font-size: 11px;color: #B9B9B9;}h1, h2, h3 {margin-bottom: 1.5em;}h1 {font-size: 2em;}h2 {font-size: 1.4em;}h3 {font-size: 1em;}p, ul, ol {margin-bottom: 1.5em;line-height: 180%;}ul, ol {margin-left: 3em;}blockquote {margin-left: 3em;margin-right: 3em;}a {color: #8AC800;}a:hover {text-decoration: none;}strong {color: #D7D7D7;}img.left {float: left;margin: 5px 25px 0px 0px;}img.right {float: right;margin: 5px 0px 0px 25px;}#main-wrapper {overflow:hidden;}.clear {clear:both;}#blog-pager-newer-link {float: left;}#blog-pager-older-link {float: right;}#blog-pager {text-align: center; }/*-- (Cabecera) --*/#header-wrapper {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj51ubrwnPCiuuKAXJFcMiUXFZORCNTHJzGrYwOJyWPtftrm3pfjB9av1is7Gpm8J9mzC5peAxcIb0fsDKis244Pz7QOhJNMMPwKHBJDBPV39YbrFki3H703imRMOVzUq9gs8JwcsffqtJe/s1600/bg02.jpg) no-repeat center top;}#header-inner {width: 900px;height: 145px;margin: 0px auto;color: #FFFFFF;}#header-wrapper h1 {float: left;margin: 0px;padding: 70px 0px 0px 25px;font-size: 40px;}#header-wrapper p {float: right;margin: 0px;padding: 95px 25px 0px 0px;font-size: 14px;}#header-wrapper a {text-decoration: none;color: #FFFFFF;}/*-- (Menu) --*/#bg2 {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSrSo0wVZNr3P3AOFfe3wKd8r9KybVHkYwurpjAMxMo0WEN5XG_Xsedv449JHnXfoXAtHbq4IkRVZrjC35hCf5eSFGHyHistOvWlh1-fizUOFMCNmSRWgy9Elkw1LBlk9lVihgTNFZEHHc/s1600/bg03.jpg) no-repeat center top;}#header2 {width: 900px;height: 88px;margin: 0px auto;}#menu {float: left;}#menu ul {margin: 0px;padding: 34px 0px 0px 0px;list-style: none;}#menu li {float: left;}#menu a {padding-left: 50px;text-decoration: none;font-size: 16px;font-weight: bold;color: #FFFFFF;}#search {float: right;}#search form {margin: 0px;padding: 35px 80px 0px 0px;}#search fieldset {margin: 0px;padding: 0px;border: none;}#search input.text {width: 160px;background: none;border: none;font-family: "Trebuchet MS", Arial, Helvetica, sans-serif;color: #AEC38B;}#search input.button {display: none;}/*-- (Contenedor) --*/#content-wrapper {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg6dmyj_RqQOjF78gQjTUIlQBvp8aGlBIwCkideLyeGjzLDBd0tr2LE54ckkcvfbiLaVDjBq7DKrk0ql9wJIRPCTBvSNQ6O4CQ4ERT56bS347qOD3NSfXlcfU5Vhf-M66_4oS7iZfFyZbAd/s1600/bg04.jpg) repeat-y center top;}#bg4 {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYzhC3fXR8DqS6IrEYX6JUo_n43ZYgeXYHd1eUe1dQz78ttFqmxCm6U_nG8W20AzYDEHGG-vVRDeg36vrqvlCb6dBWDa2PZyd_RxCZbvAei-FH-2h3hTdrmkE_Y9enVx7nRy8nnCkp1BM5/s1600/bg05.jpg) no-repeat center top;}#bg5 {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXz6uR20pikQ5pI1AqiEJAPoSEQq9t2NE8zzwkqf14zdUhdGVb_-lrAoCeYfhmXUfHleldiAX_LCTLLctRqBoAOdSrqW0A8ScNRZRwf9znHVmZDoubi1azi9yKKHKjXNcnwsXDQzn1WIgi/s1600/bg06.jpg) no-repeat center bottom;}#page {width: 846px;margin: 0px auto;padding: 40px 0px 0px 0px;}/*-- (Principal) --*/#main-wrapper {float: left;width: 583px;}.post-title {height: 49px;background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmPVQkSIFJp3x15h7lnFJf4M44C-kqZ9vIgTzu3hKYllq1bjyu4uC209lwJ5tcAtV7ZHrH8hryEwjb5CeCweD7QDnZrt83Eje6RBaTX72YuGgDo9mXS2AWhojm1ayRYbZAnrk0C6XMoxsU/s1600/img02.gif) no-repeat;}.post-title h3 {float: left;padding: 12px 0px 0px 24px;font-size: 24px;}.post-title h3 a {text-decoration: none;color: #FFFFFF;}.post-title h3 a:hover {color: #8AC800;}.post-title .post-timestamp {float: right;padding: 12px 24px 0px 0px;font-size: 15px;font-weight: bold;color: #343434;}.post-body {padding: 30px 23px 0px 23px;}.date-header {}.post-footer {height: 70px;clear: left;margin: 0px 23px;padding: 15px 0px 0px 0px;border-top: 1px solid #262626;}.post-footer-line-1 {float: left;}.post-footer-line-3 {float: right;}.post-footer-line-3 a.comment-link {padding-left: 19px;background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHzXVsVx67-TOEXCiTpKOAke322k03C1PGfUqApcOrKwg2LI-iCwKV3xYSH3sE5-zvNg7wkciXopzsb-Jj6kcKH7eNB9cTX97tFfQIff03I0mElv-0mZX0pqNZy4vj1ByCy-imKQBdO1qC/s1600/img04.gif) no-repeat left center;}/*-- (Lateral) --*/#sidebar-wrapper {float: right;width: 236px;}#sidebar-wrapper ul{margin: 0px;padding: 0px;list-style: none;}#sidebar-wrapper li{padding: 8px 0px;background: none;border-bottom: 1px solid #262626;}#sidebar-wrapper h2 {margin: 0px;padding: 16px 0px 30px 0px;font-size: 14px;color: #FFFFFF;}.sidebar .widget {background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjahK5FFCkuRQ_nir0RX2HBjG81LU9JduGtIDQahiWEtLezLVg5KrP6POiyXedWW3_SY1zKSz5b1GiYpUaakSyz_tVdo105r6XblyPBe-wtJi0rtK9sH_N2PCCfSA8XzU5Pp_UxPLK-mYUE/s1600/img03.gif) no-repeat;padding: 0px 23px 20px 23px;}/*-- (Pie de pagina) --*/#footer-wrapper {}#footer-wrapper .links {margin: 0px;padding: 20px 0px;text-align: center;color: #566D77;}#footer-wrapper a {color: #8097A1;}/*-- (Comentarios) --*/#comments h4 {background:transparent url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmPVQkSIFJp3x15h7lnFJf4M44C-kqZ9vIgTzu3hKYllq1bjyu4uC209lwJ5tcAtV7ZHrH8hryEwjb5CeCweD7QDnZrt83Eje6RBaTX72YuGgDo9mXS2AWhojm1ayRYbZAnrk0C6XMoxsU/s1600/img02.gif) no-repeat scroll 0 0;height:49px;font-size:22px;padding:12px 0 0 24px;}#comments dl {padding:30px 23px 0;}.comment-author {font-size:12px;}.comment-body {padding:5px 0;}p.comment-footer {text-align:center;font-size:13;}dd.comment-footer, dd.comment-body {margin:0;}dd.comment-footer {margin-bottom:15px;}body#layout #content-wrapper {margin: 0px;}body#layout #footer-wrapper p.links, body#layout #menu, body#layout #search {display:none;}-->ir a principal | Ir a lateralBilim GünceHayret etme yeteneğini kaybetmeyenlere...

Ana SayfaRSSTürkiye'nin Bilim Ruhu İçin Verilen Savaşzaman:11:11Evrim konusu yavaş yavaş durulmaya başladı fakat olayın yankıları yabancı bilim servislerinde hala yankılanıyor. Oldukça prestijli popüler bilim dergisi olan New Scientist'de bu haftaki sayısında TÜBİTAK'ta yaşanan evrim sansürüne ilişkin bir değerlendirmeye yer verdi. Türkiye'de bilimin anlaşılırlığının tahmin edilenden daha yüksek olduğunu, hatta nüfusun %25'inin evrim teorisini kabul ettiğini iddia eden (sizce çok mu iyimser? !! ) bu makalede evrim tartışmalarının sekülerlikten uzak devlet anlayışının bilime müdehalesini gözler önüne serdiği gibi bunun bir taraftan da evrimin ve dolayısıyla bilimin tanınması ve gündeme gelmesi konusunda bir avantaj olduğu savunuluyor. Türkiye'den de akademisyenlerin görüşlerine yer verilen makale, konuya yurtdışı bilim çevrelerinin nasıl yaklaştığına dair bir fikir verebilir.

İlgili makaleye erişmek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz :

The battle for Turkey's soul - New ScientistGönderenArif13 Nisan 2009 Pazartesi
zaman:11:58Bilimin ilerleyişinde en çok göze çarpan özelliklerden biri yanlışlanabilir teorilerin süreç içerisinde daha iyi ve gözlem/deneylerle uyuşan yenileriyle değiştirilebiliyor olmasıdır. Doğayı ve evreni kavrayışımızda insanlık tarihinde en tutarlı cevapları verebilen yöntem olarak bilim, içerisinde ne kadar kesinlik barındırıyor? Bilim adamlarının savundukları görüşlerin evrenin değişmez gerçekliğini tam anlamıyla betimliyor olduğunu savunabilir miyiz? Bu, bilim ilerleyen bir süreç olmasıyla ne kadar tutarlı olur?

Yakın zamandan beri takip ettiğim In the Dark blogunda kozmoloji uzmanı Peter Coles yayınladğı yazısında yukarıda belirttiğim soruları cevaplamaya çalışıyor. Bilimin gerçekliği kavrama arayışında kullandığı verilerin ve üzerine kurduğu teorilerin sadece günümüzde bildiklerimiz (ve belkide bilebileceklerimiz) ile açıklanabildiği; mutlak doğruyu bulduğunu iddia eden bilimin aslında bilimin temelinde yatan "süreç" özelliğiyle ters düştüğünü savunuyor. Bilimadamlarının bu tarz "mutlak doğru" yaklaşımlarının sadece bilimin içinde değil bilimin toplum tarafından anlaşılması ve bilime değer verilmesi konusunda da sıkıntılar yarattığının altını çiziyor. Bilimin ele alanışını çok güzel bir şekilde irdeleyen yazıya aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz :

Statistic Matters, Science Matters - In the Dark
GönderenArif13 Nisan 2009 Pazartesi
imageSahra Çölü’nün Moritanya sınırları içinde kalan kısmında bulunan 50 kilometre çapındaki Richat Yapısı uzaydan rahatlıkla görülebiliyor. Önceleri bir göktaşı çarpması sonucu oluştuğu düşünülen bu yapının merkezinin düz olması ve darbe sonucu değişime uğramış kayaçlara rastlanmamış olması bu ihtimali doğrulamıyor.   Magmanın  soğumasıyla oluşan kubbe şeklindeki yapıların ve volkanik kayaçların olmaması Richat Yapısı’nın volkanik bir patlama sonucu oluştuğu ihtimalini de ortadan kaldırıyor. Son zamanlarda bu yapıdaki tabakalı tortul kayaçların, erozyon sonucu yüksek kayaların aşınmasıyla oluştuğu fikri ağırlık kazandı. Yandaki görüntü atmosfer, okyanus, yer, buzul gibi yeryüzü sistemlerinde gözlem yapmak üzere uzaya gönderilen Terra uydusu tarafından alındı. Ancak Richat Yapısı’nın neden dairesel olduğu hâlâ bir sır

Yıl 2070. Uzaya seyahatlerin yapıldığı bir zamandayız. Eskiden Jetgiller’in kullandığı uzay mekiklerine biniyoruz. Toplu taşımada ise bunların daha genişlerini kullanıyoruz. Uçaklara gerek kalmadı. Robotlar bizimle beraber yaşıyor. Robot ailelerden oluşan komşularımız var. Parlak metalik giysiler çok moda. Gençler arasında en popüler olan dans ise robot dansı. Okula gitmeden çevrimiçi eğitim alıyorlar. Fakat yine de çok sosyaller. Geldik en önemli konu olan beslenmeye. Haplarla besleniyoruz. Sebze, meyve, et ürünleri, süt... Her şeyin hapı var. 2000’li yılların başlarında yaşamış olanlar, besinlerle aynı tadı alabildiklerini söylüyor. En temel besin maddemiz ise Chlorella hapları. Bu hapların içinde Chlorella adı verilen bir mikroalg var. Bu mikroalg sayesinde çok daha güçlü, sağlıklı, dirençli oluyoruz ve erken yaşlanmıyoruz. Gezegenimizin her yerinde Chlorella üretim merkezleri var. 





Tabi aslında 2070’te değilim. Gelecekten de gelmedim. Ben de sizin gibi 2013’teyim ve uçan bir aracım da yok. Yukarıdakilerin bir tanesi dışında hiçbir şey gerçek değil. O tek gerçek de Chlorella. Hem de yeni bir buluş filan da değil. Kendisi, bizden çok çok daha önce Dünya’ya gelmiş, içerdiği çok yüksek klorofil miktarı nedeniyle adını klorofilden almış bir mikroalg. 


Chlorella 2,5 milyar yıldır genetik yapısı değişmemiş, nadir bir canlı türü. Doğadaki en yüksek klorofil kaynaklı sebzelerden yaklaşık 22 kat fazla klorofil içeriyor. Çoğalma hızı hayli yüksek, 16 ila 20 saat içinde tek hücre dörde bölünüyor. Çok sert ve kalın bir dış kabuğu var. Özellikleri bunlarla da sınırlı değil. Yirmiden fazla vitamin ve mineral, nükleik asitler, enzimler, doğal beta karoten ve hamlif içeriyor. Vücuda alınan bu bileşikler hücre yenilenmesinde, enerji üretiminde, protein ve amino asit mekanizmasında ve vücudu çeşitli toksik maddelerin etkilerinden arındırmada görev alıyor. İçerdiği nükleik asitler bu bitkinin hızlı çoğalmasını ve hücrelerin kendini yenileyip gençleştirmesini sağlıyor. Selüloz çeperi ise sindirim sistemindeki ağır metallere ve zararlı kimyasallara yapışarak onları vücuttan uzaklaştırıyor. Chlorella’nın gelişim ve büyüme, bağışıklık sistemini güçlendirme, mide ve bağırsaklarda hazmı kolaylaştırma gibi başka faydaları da olduğu araştırmalar sonucu öğrenilmiş. Yani vücutta tam bir denge ve düzen sağlıyor. 


18. yüzyıl ortalarında başlayan arkeolojik kazılarla ulaşılan tarihi materyaller arasında bilim çevrelerince “en eskiler” kategorisinde değerlendirilen bazı haritalar yer alıyor. Kronolojik sıralandırmaya göre bunlardan en eski olanı Türkiye’de. Neolitik devir Çatalhöyük şehir haritası olan bu yapıtı, Mezopotamya ve diğer bölgelerde bulunan haritalar takip ediyor.





Haritacılık temel olarak, belli bir yeryüzü bölgesinin bir ya da birden çok özelliğiyle birlikte bir zemin üzerine, basit resimler, simgesel işaretler ve yazılarla o bölgeyi yansıtacak biçimde çizilmesi anlamına geliyor. Harita kelimesi- nin kökeni Arapça. Arapça “doğradı”, “sıyırdı”, “tornaladı” anlamlarına gelen “harata” fiili ile “kılavuz” ve “delil” kelimelerinin karşılığı olan “harît”in zaman içinde biraraya gelmesinden oluşmuş.

Rüyalar artık bilgisayarlar tarafından deşifre edilebiliyor. Yapılan araştırmada çalışmaya katılanların beyinlerinin uyku sırasındaki etkinlik modelleri ile belirli bir nesneye baktıkları zamandaki etkinlik modelleri karşılaştırılarak, bir bilgisayara kişilerin rüyalarının içeriğini tanımlaması öğretildi. Vanderbilt Üniversitesi’nden bilişsel psikolog Frank Tong bu çalışmanın çok çarpıcı olduğunu söylüyor. Sonuçların, rüya görme sırasındaki beyin etkinliği ile uyanıklık sırasındaki beyin etkinliğinin ne kadar benzer olduğunun bir göstergesi olduğunu da sözlerine ekliyor. Tong Science dergisinde yayımlanan ve Uluslararası İleri Telekominasyon Araştırma Ensititüsü’nden Yukiyasu Kamitani tarafından yürütülen çalışma sayesinde rüyaların nasıl oluştuğuna dair elimizdeki sınırlı bilgiye yeni bilgilerin eklenebileceğini de belirtiyor


Çalışmada araştırmacılar gönüllü üç yetişkin erkek katılımcının erken uyku evresindeki beyin etkinliğini kaydetti. Ardından gönüllüler hemen uyandırıldı ve gördükleri rüyalar hakkında bilgi alındı. Bu şekilde üç gönüllüden gördükleri rüyalarla ilgili yaklaşık iki yüze yakın rapor toplandı. Araştırmacılar bu bilgileri bir sözcük veri tabanı kullanarak sınıflandırdı. Daha sonra sınıflandırılan kelimelere karşılık olabilecek nesnelerin resimleri katılımcılara  gösterildi ve görüntüye bakarken beyinleri tarandı. Bilgisayar algoritması, rüyadaki beyin etkinliğinin modelleriyle, katılımcıların nesnelerin resimlerine bakarken oluşan beyin etkinliği modellerini karşılaştırarak kişinin rüyada örneğin bir kitap mı ya da bir kız çocuğu mu gördüğünü belirledi. Texas Üniversitesi’nden nörogörüntüleme uzmanı Russell Poldrack bu çeşit bir analiz ile yeterince veri elde edilmesinin çok etkileyici olduğunu söylüyor.